BU YAZI TÜRK ve TÜRKİYE DÜŞMANLARININ; İNKAR ETTİKLERİ BİLİNMEYEN
GERÇEKLERİ ANLATMAKTADIR.
(1)
VE...
ERMENİLERİN MASKESİ DÜŞTÜ
BU YAZIYA
VATİKAN’DAN CEVAP İSTİYORUM
SOYKIRIM; Bir milletin % 90 ının öldürülmesine, yok
edilmesine denir. Adındanda anlaşılacağı gibi bir milletin soyunun kırılması
yok edilmesidir. Eğer toplumlarda etnik gurupların bir milletin iç ve dış
güvenliğinde rahatsız olunuyorsa, güvenilmiyor istenmiyor ve belli bölgelere
azat ediliyorsa bu SOYKIRIM değil TEHCİR’dir. (uzaklaştırma) dır. .....
Tehcir resmî adıyla Sevk ve İskân Kanunudur. 27 Mayıs 1915'te savaş halindeki devlet
yönetimine karşı gelenler için askerî birliklerce tedbir almak maksadıyla
çıkarılan kanundur......Tehcir, Osmanlı Devlet Hukukunda kökenini Kur'an-ı Kerim'den alır ve Haşr Suresi'ne dayandırır. Çağdaş hukuk ve batı hukukunda birebir kavramsal karşılığı yoktur. Yalnızca Osmanlı Hukuk sisteminin, Dünya hukuk literatürüne soktuğu bir kavramdır. Bir kişinin, topluluğun güvenliğini diğerlerine karşı sağlamak üzere bulunduğu ortamdaki olası olumsuzluk ve huzursuzluklardan kurtarmak için devlet eli ve iradesi ile devlet sınırları içerisinde daha uygun ve sorun çıkması olanaksız yerlerine geçici veya kalıcı olarak göç ettirilmesidir. Tehcir, sınırdışı etmez, sınır içinde yer değiştirtir, yani belli bir bölgede yaşamaya mecbur edilir. İşte bu zorunluluk VATİKAN ve ERMENİLERİN HAZMEDEMEDİKLERİ OLAY BUDUR. Bu dönemde bulaşıcı hastalıklardan ölenleri soykırım aldatmacasıyla
Katoliklerin ruhani lideri
Papa Francesco, 1915 olaylarının 100. yıldönümü sebebiyle Vatikan'da
düzenlediği ayinde, "20. yüzyılın ilk soykırımının Ermenilere
yapıldı" diye utanmadan din adamı geçinerek yalan söyledi
Papa, San Pietro Bazilikası'nda yapılan "Ermeni
şehitliğinin 100. yılı için kutsal ayin" adlı törenin açılışında Ermeni
cemaatine seslendi.
Papa "Son yüzyılda insanlık 3 büyük trajedi
yaşamıştır. Bunların ilki, genel olarak 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak
görülen ve siz Ermeni halkına karşı yapılmış olandır. Piskoposlar, rahipler,
dindarlar, kadınlar, erkekler, yaşlılar ve hatta savunmasız çocuklar ve hastalar
bile öldürülmüştür" demekte ve Ermenistan’ın yaygara piyonluğunu yaparak
onlara şirin gözükmekte ve ABD nin Türk milleti ve Türkiye üstüne iftra
papağanlığını kendine haysiyet saymaktadır.
“ SÖYLEDİĞİ YALANLARDAKİ MESAJ”
Papa, "Bugün, acıdan parçalanmış ama umut dolu
kalplerle, atalarınızın zulme maruz kaldığı bu trajik olayın, bu toplu ve
delice kıyımın yüzüncü yıldönümünü anıyoruz" diye devam etti.
"Hatırlamak gereklidir,
hatta zorunludur" diyen Papa Francesco, "çünkü kötülüğü saklamak ya
da inkar etmek, bir yarayı tedavi etmeden kanamaya bırakmaya benzer"
ifadeleri ile adeta dünyayı Türk’e düşman etmeye çalışılmakta ve Türkiye halen zor’a sokulmaktadır. Osmanlı Hukuk ve
hukuk sistemini kavramadan bu kavramı tam olarak anlamak çok zordur.
“ BU YAZIYA CEVAP VER EY.. VATİKAN ”
Türkiye halen ABD.nin sözcüsü Papa tarafından
Obama’nın demedikleri için yine onlar tarafından söyletilmektedir. Yani Türkiye
ABD. ve ERMENİSTAN tarafından zor’a sokulmaktadır. Osmanlı Hukuk ve hukuk
sistemini kavrayamadıkarı için, uzun soluklu iftiralara devem etmektedirler.Osmanlı tarihinde en büyük ve önemli tehcir uygulaması sanıldığı gibi Ermenilere değil öncelikle Karamanoğullarından olan Türklere ve Alevi Türkmen boy ve yörüklerinede uygulanmıştır. Türkmen Alevi Dedeşli oymağının tüm Karadeniz sahillerine, Karamanoğulları Türkleri'nin Sudan, Mısır ve İran'a dağıtılarak tehcir edilmesi tarihte dos doğru anlatılmamış ve yalan tarihle bu millet bir asıdır aldatılmıştır. Ve halende “yalan tarih”i gerçek tarih niyetine okumaktadır. Osmanlı Ermenilere bunu uygulanmıştır. Osmanlının içindeki soysuzların devamı evlet adamı gibi hiç adam olmadığından hepside birbirlerine leke sürmekte milli bir meseleye cevap verememektedirler. çünkü Kaldırılmak istenen günümüz T.C.sinde halen barınmakta ve Türk milletini parçalara ayırmaktadır. Ve başarılıda oldular. Fakat; bu yazıyı dünyanın okuması gerekir.
1918'de, Erzurum'da Ermenilerin, Türkleri
içine doldurarak yaktıkları konak.dile gelsede keşke konuşa bilse binlerce
Müslüman Türk yanarak imha edildi. Kapılar kapatılıp her taraf ateşe verildi.
Ve bizi orda katledenler Ermenilerdi. Gece yataklarındayken yakılan Müslüman
Türklerden, yalan tarihte asla bahsedilmemektedir.
VATİKAN’A
SORUYORUM?
“Senin iddia
ettiğin yalanlara bu gerçekleri neden eklemiyorsun, Türkiye’ye iki günlüğüne
gelip gittiğinde sana kimler akıl verdi Sayın PAPA?
VE..“PAPA’ SINIRLARI AÇIN DİYORDU ”
Türkiye’ye gelip dönen Ermenistanın dini
elçisi Papa İtalya 'ya dönüş yolunda önemli açıklalar yaptı. Papa , "Benim asıl kalbimde olan, Türkiye - Ermenistan sınırı. Keşke o sınır açılsa, o kadar
güzel bir şey olur ki. Demekteydi. Ve... Ben o bölgede, sınırların açılmasını
kolaylaştırmayan
jeopolitik problemler olduğunu biliyorum, ama bu halklar arasında uzlaşma olması
için dua edelim" demişti. Yani hem bir taraftan birleşmesine ön ayak
olmakta hemde Vatikana gider gitmez Türkiye aleyhine “SOYKIRIM YALANINI ORTAYA
ATMAKTAYDI” Bu nasıl bir mantık.Dünya papazlar başı Papa Francesco, Sultanahmet Camii'nde yaptığı dua ile ilgili olarak da "Sultanahmet Camii'ne ben turist olarak geldim diyemezdim. Oradaki o muhteşemlikleri gördüm. Müftü de çok iyi açıklıyordu orada neler olduğunu. Kur'an'dan pasajlar okudu, Meryem Ana'dan bahsetti. O anda dua etmek istedim. Müftüye dua edelim dedim. O da tamam dedi" Demekteydi. Müftü dediği “ M. Görmez” i kasdetmekte (diyanet başkanı)“Görmez zaten görmez”
PAPA’NIN MEĞER DERDİ BAŞKAYMIŞ!!!
Yani Türkiye’yi Ermenistan’a katacak ve Ermenilerin Türkiye’yi istila etmesine aracı olacakmış. Niyet buymuş. Bir taraftan Suriyeliler diğer taraftan İran, Irak, İsrail, Rus, Alman, Araplar vs. derken bir anda ne olduğumuzu bilemeden Türkiye zaten kozmopolit, dahada karıştırılıp yok edilmesini hızlandırma senaryoları üretilerek Ermenilere “BEN YİYEMEDİM SEN YE DENİLECEKMİŞ” ve Arap saçıma dönderilmek istenmektedir.
“ TÜRKİYE’NİN BİLMEDİĞİ”
“UTANMADAN İNKAR ETTİKLERİ OLAYLAR”
Müslüman-Türk katliamları diğer bilinen adlarıyla Türk
Katliamları (Katliamı/Mezalimi), Türklere yapılan katliamlar veya Türk
Kırımı, Osmanlı Devleti dağılma döneminde Müslüman ve Türk tebaalarına yönelik katliamlardır. Bu dönemde
sürgünler de yaşanmıştır. Bazı kaynaklarda etnik temizlik olarak da nitelenir. Justin McCarthy, olaylardan etkilenenlerin çoğunun Türkçe konuştuğunu yazmaktadır.
Vatikan’a SORUYORUM? ABD. babandan aldığın
talimata ABD li bir tarihçinin gerçeklerini sordunmu? Yine ABD li şerefli bir yazar tüm gerçekleri
anlatmaktadır.
JUSTİN A. Mc CARTHY KİMDİRJustin A. McCarthy (d. 19 Ekim 1945), Louisville Üniversitesi'nde ABD'li tarih profesörüdür. Uzmanlık alanları arasında Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar ve Orta Doğu tarihi bulunmaktadır.
McCarthy, felsefe okuyarak başladığı meslek hayatında zamanla tarihe yönelmiş1967-1969 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nde de görev yapmıştır. Doktorasını 1978 yılında Kaliforniya Üniversitesi'nde (UCLA) tamamlamış, daha sonra Boğaziçi Üniversitesi tarafından da fahri doktora ünvanına layık görülmüştür. Ayrıca McCarthy Türkiye Çalışmaları Enstitüsü'nün (Institute of Turkish Studies) yönetim kurulunda ve sevilen sayılan kimliğe sahiptir.
Yazdığı kitaplarda, yüz binlerce Ermeni'nin ve en az bir o kadar Müslüman Türk'ün öldüğünü kabul etmekle beraber Ermeni soykırımı iddialarını reddeder. ABD'deki en büyük Ermeni kuruluşu olan Amerika Ermeni Komitesi ANCA ise McCarthy'nin Türk Hükümeti tarafından desteklendiği konusunda iddiaları vardır. Bu iddialar, McCarthy'i üzmüş ve "Bana göre bunların en kötüsü ise en nefret ettiğim şey olan politize olmuş milliyetçi bir bilim adamı olmakla suçlanmak olmuştur. Demektedir.
Justin McCarthy, 1821 - 1922 yılları arasında yaklaşık beş buçuk
milyon müslümanın Avrupa'dan sürüldüğünü ve beş milyondan fazlasının
öldürüldüğü ya da kaçarken hastalık veya açlık sonucu öldüğünü söyletmektedir.
Etnik temizlik, 1820'li - 1830'lu yıllarda Sırp ve Yunanların bağımsızlığı
kazanmalarının, 1877 - 1878 yıllarında 93n Harbi'in, 1912 - 1913 yıllarında Balkan savaşları'nın, I. Dünya Savaşı ve sonrası sırasında Ermeni
isyanları ve çeteleri ile Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'nun Yunanistan
tarafından işgali sonucunda meydana geldi. Michael Mann, 1914 Carnegie
Endowment raporunda bu eylemlerin Avrupa'da daha önce görülmemiş muazzam
ölçüde cani etnik temizlik olarak tanımlandığını aktarmaktadır. 20. yüzyıla
girerken Balkanların Osmanlı kontrolündeki bölgelerde 4.4 milyon Müslümanın
yaşamakta olduğu tahmin edilmektedir. Maria Todorova'ya göre, 19. yüzyılın son
30 yılında bir milyondan fazla Müslüman Balkanlar'ı terketti. 1912 - 1926
yılları arasında 2,9 milyona yakın Müslüman ya öldürüldü ya da Türkiye'ye göçe
zorlandı. I. Dünya Savaşı ve Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'da 2.5
milyondan fazla Müslümanın öldürüldüğünü ve bir çoğunu Ermenilerin öldürdüğünü
nasıl inkar ediyorsunuz?
19. yüzyıl
sonu ve 20. yüzyıl başında Ermeniler tarafından Kafkasya'da yapılan katliamlar da vardır. Bu dönemdeki
kayıplar hakkında değişik kaynaklardan çeşitli bilgiler bulunur. 93 Harbi sırasında Justin Mc Carthy 260 bin kişinin
kaybolduğunu belirtirken, Kemal Karpat 350 bin kişinin öldürüldüğünü savunmaktadır. 20.
yüzyılın başı ve I. Dünya Savaşı döneminde de bölgedeki Müslüman -
Türk karşıtı Ermeni hareketleri devam etmiş, köylere karşı saldırılar
yapılmıştır. Onur Hüdavendigar'a göre bu dönemde 2.5 milyondan fazla Müslüman
öldürüldü Ermeni katliam örgüteride katliama yardımcı oldu diye yazmaktadır.
BUNLARI NASIL İNKAR EDEBİLDİNİZ
EY... UTANMAZ
VATİKAN BUNLARI NEDEN SÖYLEYEMİYORSUN?
“TRİPOLİÇE KATLİAMI”
Tripoliçe
katliamında Tripoliçe'nin duvarına hürriyet bayrağını diken Panagiotis Kefalas,
ölüler ve yıkılmış minarelerden bahsetmektedir.
SORUYORUM?
“BUNLARI NASIL İNKAR EDİYORSUN
EY... VATİKAN?
Tripoliçe katliamı, Yunan Bağımsızlık Savaşı'ndaki Tripoliçe kuşatması esnasında 23 Eylül 1821 günü şehrin düşmesi ile Türklerin ve Yahudilerin katledilme
olaylarıdır. İngiliz
asker ve tarihçi Thomas Gordon, katledilen sivillerin sayısını 8.000 olarak
tahmin ederken, 8.000 de Osmanlı askerinin öldürüldüğünü
belirtmektedir. J. M. Wagstaff ise
10.000 - 15.000 sivilin katledildiğini yazmıştır. Yunan tarihi üzerinde uzman
olan tarihçi ve yazar William St. Clair öldürülen sivillerin sayısının 15.000-
16.000 üzerinde olduğunu belirtmiştir.
Katledilenlerin içinde çok sayıda kadın çocuk ve kaçamayan yaşlılar vardı
Demekte.İngiliz tarihçi Walter Alison Phillips Tripoliçe katliamı hakkında:
|
« Üç gün
boyunca şehrin sakinleri, bir vahşi çetenin kötülüğüne ve keyfine bırakıldı.
Yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmadı. Kadınlar ve çocuklar, öldürülmeden önce
işkencelere tabî tutuldu. Katliam o kadar büyüktü ki, Kolokotronis kapıdan
hisara kadar atının ayaklarının yere hiç dokunmadığını söyledi. Şehirdeki
Yunan zaferinden sonra yol kenarları cesetler ile doldu. Kadınların ve çocukların
bulunduğu Müslüman kitleler, yakınlardaki dağlarda sığır gibi doğrandı.
Dünyanın en büyük vahşeti burda yaşandı. Diye yazmaktadır.
SORUYORUM?
BUNLARA CEVAP VER EY.. PİYON VATİKAN”
|
Yunan
Bağımsızlık Savaşı sırasında Yunan askerler tarafından bölgedeki Türkler ve Arnavutlara karşı katliamlar yapıldı, bu savaş sırasında her iki
taraf da birbirini katletmiştir. Yunanistan'ın ilan edildiği bölgenin her
yanında Türkler katledildi. Yunanlar denizlerde Türklerin gemilerine saldırıp
içinde bulunanları katletti, Ağustos 1821 itibarı ile William Ogden Niles 3000
kişinin bu şekilde öldürüldüğünü belirtmektedir
Mora'da oturan Türk ve Arnavut nüfusu, özellikle Yunan askerlerin egemen olduğu
bölgelerde katliamlara uğradı. Mora'daki Türk ve Arnavut toplulukları yok oldu.
Tarihçiler, bu süreçte yarımadada genellikle bölgedeki papazların tavsiyesiyle
toplamda 20 binden fazla Müslümanın öldürüldüğünü belirtmektedir; bazı
tarihçiler ise bu sayıyı 15 bin olarak tahmin etmektedir; fakat sadece
Tripoliçe Katliamı'nda 35 bin kişinin öldürüldüğüne ilişkin tahminler vardır.
Rus askerleri ve Yunanlar, 1770'de Mistras kentinde 400 Türk'ü öldürmüştür.
Türk çocuklar, minarelere çıkarılıp oradan aşağıya
atılmışlardır. William Ogden Niles'ın bu isyanlar sırasında tuttuğu kayıtlara
göre Patras kentinin Türk halkı da küçük bir azınlık dışında
tamamen öldürüldü. Ağustos 1821'de Monemvasia kasabasının Türk sakinleri uzun süren kuşatma sonucu
açlıkla karşı karşıya kaldı ve cesetleri yemeyi denediler, bu sırada Yunanlar
kasabanın surlarının dışında denizde ele geçirilmiş olan altmış erkek ve kadını
öldürdü. Daha sonra Yunanlar Türkleri Anadolu'ya götüreceklerini söyledi ve
kapılar açıldı; fakat Yunanlar kasabayı yağmaladı ve pek çok Türkü öldürdü.
Daha sonra kasabadan beş yüz kadar Türkü bir gemiye bindirip Anadolu açıklarında
ıssız bir adaya bıraktılar, burada da açlıkla karşı karşıya kalan Türklerden
hayatta kalanlar bir Fransız tüccar tarafından kurtarıldı. Diye yazmaktadır.
“ ÖLDÜRÜLECEK
HİÇ TÜRK KALMADI”
William St.
Clair "Mora'daki soykırım vahşetinden
günlerce uyuyamadığını ve geceleri tir tir titrediğinden bahsediyor. Ancak
öldürecek başka Türk kalmadığında vahşet
sona erdi" Diyordu.
“NAVARİN KATLİAMI”
Yunanlar
tarafından kuşatılan Navarin kentinin Türk halkı açlık
çekiyordu. Sonunda, Türklerin güvenli bir şekilde Mısır'a gönderilmelerine
karar verildi. 19 Ağustos 1821 günü kentin kapıları açılınca, Yunanlar
Türklerin üzerine hücum etti ve kaçabilen 160 kişi dışında, yaklaşık 3000
nüfuslu kentin tüm halkı öldürüldü.
SATILMIŞ VATİKAN’A “SORUYORUM?
KATLEDİLENLER KİM? SOYKIRAN’LAR KİM?
“TRİPOLİÇE KATLİAMI”
Tripoliçe
katliamı, Mora İsyanı sırasında bölgede Türklere karşı yapılan katliamların en
büyüğüydü. Şehrin Yunanların eline geçmesinden birkaç gün sonra şehre gelen
Britanyalı Thomas Gordon, 8000 ile 9000 kişinin öldürüldüğünü tahmin ettiğini
yazmaktadır. Katliamdan sadece köle olarak alınan bazı kadınlar ve fidye için
tutulan bazı tanınmış Türkler kurtulabildi.
Justin McCarthy ise katliamda ölenlerin sayısının
35,000 olduğunu belirtir Teodor Kolokotronis, katliamdan şu şekilde bahsediyor.
|
« Cuma gününden pazara kadar
Yunan askerleri kadın, çocuk ve erkekleri katletti. Tripoliçe ve çevresinde
toplam 32 bin kişi öldürüldü. [...] En sonunda, bir ulak geldi ve katliam
durdu. » demekteydi.
|
|
“ORTA YUNANİSTAN KATLİAMI”
Atina'da sadece 190'ı askerlik yapmaya uygun olan 1190 Türk
güvende olacaklarına ilişkin verilen sözler nedeniyle teslim oldu. W. Alison
Phillips'e göre, bunu bu korkunç savaşta pek çok benzeri olan korkunç bir
sahne izledi. Agrinio kasabasında 500 Müslüman aile ve
200 Yahudi yaşamaktaydı. Şehrin önce Yahudi, sonra da Müslüman sakinleri
katledildi.
“EGE ADALARI
KATLİAMI “
Yunanistan'ın
bağımsızlığını kazandığı dönemde Ege Adaları'nda da günlerce Türk katliamı yapıldı ve hepTürkler
öldürüldü. 1821 yılının mart ayında, Yunanlar tarafından Sakız Adası'na bir saldırı düzenlendi ve Türkler katledildi. Ege
Adaları'nda Osmanlı'ya karşı isyan eden Yunanlar, bölgeden geçen Türk ticaret
gemilerine ve Hac'dan gelen ve Haca gitmekte olan gemilere saldırıp
mürettebat ile yolcuları öldürdü Theodoros Kolokotronis, Hydra adasında doksandan
fazla Müslüman öldürüldüğünü belirtmektedi Hydra'da adanın Müslüman sakinlerine
yapılan katliamın dışında bir gemideki tüm Müslümanlar da öldürüldü. Cesetlerin bir kısmı denize atıldı, bir kısmına
gaz dökerek yaktılar gemiyi ateşe verdiler diye yazmaktadır.
BULGARLARIN
YAPTIĞI KATLİAMLAR
“NİSAN İSYANI “
“BULGAR İSYANLARI ve
KATLİAMI“
Nisan
1876'da patlak veren Bulgar İsyanının başlangıcında binlerce Türk öldürüldü.
Bazı kaynaklar ölen Müslüman sayısını 2.700 olarak tahmin etmektedir. Stanford J. Shaw, Bulgaristan'da 4000 Hristiyan sivilin öldüğünü, ölen
Müslüman sayısının ise 7.000 - 7.500 civarında
olduğunu yazmaktadır, Müslüman ve Hristiyan köyleri arasında karşılıklı katliamlar olduğunu
belirtmekte ve Müslüman köylerinin Ermeniler ve Bulgarlar tarafından ateşe
verilerek insanların yakıldığından bahsetmektedir.
SORUYORUM?
EY..
VATİKAN GERÇEK CANİLER KİM?
LORD
KİNROSS KİMDİR?
Atatürk hayranı ciddi bir tarihçidir.
İngiliz asıllı olup gerçekçi ve tarafsız yazardır. Dünyada kariyeri olan
insandır.
Lord Kinross'a göre, "Onlar vahşice
Müslüman Türklerine saldırdı ve katletmeye başladılar." Dennis P.
Hupchick'e göre, "Kötü silahlandırılan dağınık isyancılar, yeni yazılan
yurtsever şarkılarını söylemekten ve çoğunluğu barışçı olan Müslüman
komşularını kesmekten başka fazla bir şey yapmadılar." Stanford J.
Shaw'a göre "İsyanlar yayıldı, yüzlerce Müslümana yönelik katliam
başladı ve Balkan limanlarının yakınlarındaki Osmanlı'nın başlıca kalelerini
ele geçirdiler."
BULGARLARIN
YAPTIĞI DİĞER KATLİAMLAR
93 Harbi sırasında da Bulgarların yaptığı
katliamlar yaşandı (bkz. aşağıdaki başlığa). Osmanlı arşivlerine göre 1908
yılında Bulgar çeteler, Balkanlar'daki köyleri basıp bölgedeki
Müslümanları katlediyorlardı. Kasım 1912'de günümüzde Makedonya'da bulunan Strumica kentinde Bulgarlar otuz kadar Müslümanı öldürdü. Yine
1912 yılının sonlarında Bulgarlar Makedonya'da Müslümanlara karşı bir ay süren
bir katliam yaptı ve 5000 ila 5.500 kişiyi öldürdüler.
“93 HARBİ “ KATLİAMI!
93 Harbi
sırasındaki kayıplar hakkında farklı tahminler bulunmaktadır. Richard J.
Crampton, 130.000-150.000 kişilik toplu göçünün yaşandığını ve bunun yaklaşık
yarısının Berlin Kongresi ile cesaret alıp ara döneminde geri
döndüğünü ifade etmektedir. Dennis Hupchik ve Justin McCarthy ise 260.000 kişinin kaybolduğu ve 500.000 kişinin
mülteci olduğuna işaret etmektedir. Kemal Karpat ise 300.000 kişinin öldürüldüğü ve 1 - 1.5 milyon
kişinin göçe zorlandığını ileri sürmektedir. Nedim İpek de buna konuda Karpat
ile aynı rakamları vermektedir. Bir başka ABD kaynağı, savaş sırasında 400,000
Türkün katledildiği ve bir milyon Türkün göç etmek zorunda kaldığını
belirtmektedir. Mustafa Mete İslamoğlu “Türk ve İslam alemine İhanetler” adlı
eserinde köylerdeki sayılmayan cesetlerden bahsetmekte ve bu sayının çok daha
fazla olduğunu yazmaktadır. Fransız komutan Romieu, Fransa Savaş Bakanlığı'na
gönderdiği raporda, 1878 ve ilerleyen yıllarda, Ermeni çetelerinin Türklere
karşı terörist faaliyetlerde bulunduklarını ve devamlı bu tür olayları yapacaklarını,
nefret beslediklerini belirtmektedir.
SORUYORUM?
EY.. VATİKAN “ALÇAK-SOYSUZ ve KATİL KİM?
Ocak 1878'de
Rus kuvvetleri ve Bulgar gönüllüleri güneye indikçe, oradaki halka karşı
zulümler yapmaya başladılar.
Dönemin
Britanya raporları katliamlara ilişkin bilgi içermektedir. Bu raporlara göre İssova
Bâlâ (Yukarı İssova) köyündeki 170 evden 96'sı ve okul yakılmıştır. Yukarı
Sofular köyü halkının katledildiği, bundan önce ise köydeki 120 evden 13'ünün,
okulun ve caminin yakıldığı belirtilmektedir Kozluca köyünde on sekiz Türk
öldürülmüş ve cesetleri yakılmıştır. Kızanlık kasabasında da Müslümanlar öldürülmüştür. İngiliz
raporlarına göre Kızanlık yakınlarındaki Muflis köyünde, Rus ve Bulgarlardan oluşan
bir grup tarafından 127 kişi öldürülmek üzere kaçırıldı. 20'den fazla kişi
kaçsa da kalanlar öldürüldü. Osmanlı kaynakları ise öldürülenlerin sayısını
yaklaşık 400 olarak vermektedir. Şipka yakınlarındaki Keçidere köyünde de
11 kişi öldürüldü.
1878-1881
döneminde Osmanlıların Kafkaslarda kaybettiği topraklardan Rus kaynaklarına
göre toplam 82 bin Müslüman Kars bölgesine göç etti.
Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'nda Balkanlar
Türkler Hıristiyanlardan, Bulgarlar Yunanlardan ve
Türklerden, Yunanlar ve Türkler Bulgarlardan ve Arnavutlar Sırplardan kaçıyor.
—Carnegie
Endowment raporu
Edirne'den
gelen Türk göçmenleri
Balkanlar'da
Sırplar tarafından Müslüman Arnavutlara yapılan katliamlara ilişkin The New York Times'ın haberi (31 Aralık 1912)
Balkan
savaşları sırasında Bulgarlar, Yunanlar ve Ermenilerin Türklere ve Müslümanlara karşı yaptıkları katliamlar, 1912 Carnegie Endowment
raporunda ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Dennis Hupchick, Balkan savaşlarının
sonucu yaklaşık 1.5 milyon Müslümanın öldüğünü ve 400 bininin mülteci olduğunu
yazıyor..
Uluslararası
raporlarına göre, Balkan savaşları sırasında Sırbistan ve Karadağ Ordusu tarafından Arnavutlara karşı katliamlar işlendi. Birinci Balkan Savaşı
sırasında 1912 - 13 yıllarında Sırbistan ve Karadağ, Osmanlı kuvvetlerinin
bugünkü Arnavutluk ve Kosova'dan
kovulmasından sonra Arnavut nüfusuna karşı çok sayıda savaş suçu işlediler.
Bunlar Avrupa, Amerika ve Sırp muharefet basınlarınca aktarıldı. Bu suçlar
incelemek amacıyla Carnegie Uluslararası Barış Vakfı özel bir encümeni kurdu ve 1913 yılında Balkanlara
gönderdi. Sırp kontrollü Kosova Vilayeti'ndeki kurban sayısının ilk birkaç ayda 25.000 kişi
olduğu tahmin edildi.
Jusuf
Hamza'ya göre Balkan Savaşları sırasında Makedonya ve Yunanistan Makedonyası'nda 300 binden fazla Türk
öldürüldü. Bazı Türkler zorla Hristiyan yapıldı. Poroi'de 200 bin, Serez'de 10 bin
ve Edirne'de 5000 Türk öldürüldü. Carnegie Endownment raporu,
Serez'in Bulgarlar tarafından ele geçirilmesinde kısa süre sonra Türk
sakinlerinin öldürüldüğünü belirtmektedir. Justin McCarthy, Drama'ya
Bulgarların girmesinin ardından yüzlerce Müslümanın öldürüldüğünü yazmakta ve Dedeağaç Bulgarların "Makedon Gönüllüleri"
tarafından 12 Kasım 1912'de alındığında şehrin Müslüman semtleri yağmalandı,
evleri ateşe verildi, çocuklar ve yaşlıların kafalarına ateş ettiler.
Kadınların bir çoğu sokaklarda cansız yerlerde yatıyordu. bu olaylarda çok
fazla Müslüman öldürüldü. Demektedir.
Danimarka'nın
Riget gazetesi için haberler yazmakta olan Fritz Magnussen, Kumanovo - Üsküp bölgesinde 3000 Arnavutun Sırplar tarafından
öldürüldüğünü, Arnavut köylerinin yakılıp evlerin sakinlerinin kovalanıp
"fareler gibi" vurulduğunu bildirmekte, ve Sırp askerlerinin bundan
gurur duyduklarını belirtmektedir.
Priştine'de şehrin Müslüman (çoğunluğu
Arnavut) nüfusu şehrin kalesine beyaz bayrak çekip Sırpları kandırmak suretiyle
pek çok Sırbı öldürmüştü. Bunun üzerine Sırp ordusu şehre girer girmez intikam
almak amacıyla halka saldırdı ve Müslüman nüfusu avlamaya başladı. Şehirde Sırp
hakimiyetinin ilk günlerinde öldürülen Arnavut sayısı 5000 olarak tahmin
edilmektedir.
Ferizovik'te Arnavutların kesin direnişine
karşın Sırplar şehri ele geçirdi. Sırpların şehri ele geçirmesinin ardından
Sırp ordusunun komutanı halka evlerine gitmelerini ve silahlarını teslim
etmelerini söyledi. Direnişten sonra hayatta kalanlar geri döndüğünde 300 ila
400 kişi katledildi. Bunu Ferizovik çevresindeki Müslüman köylerinin yıkımı
takip etti.
I. Dünya
Savaşı sırasında, Ekim 1914'te Doxato'daki Yunanlar bölgedeki Türklere
karşı katliamlar yaptı, mallarını yağmaladı ve sahibi oldukları arazileri
Yunanlara bıraktıklarına dair belgeler imzalattı. Vodina ve
bölgesinde demir sopalarla 300 Türk öldürüldü. Yunan hakimiyetine giren Dedeağaç'ta Osmanlı kaynaklarına göre Rumlar "mezalim ve
katliâm" yapmışlardır.
1912 ile
1922 yılları arasında, bölgedeki katliamlar yoğun bir şekilde devam etti.
Carnegie Endowment raporuna göre, Türkler bölgedeki Hıristiyanlar, yani Sırplar, Yunanlar ve Bulgarlar tarafından, Arnavutlar ise Sırplar tarafından öldürüldü. Kosova'da
bölgedeki Müslümanların sayısını azaltarak bölgeyi Sırplaştırma hareketleri
vardı. Arnavutlara uygulanan katliamlar, 1941'e kadar devam etti.
1905-1920 yılları arasında Ermenilerin yaptığı
katliamlar[
Hasankale'deki çatışmada yaralanan Türk mülteciler
Kafkasya'da Ermeniler tarafından Türkler ve Kürtlere katliamlar yapıldı. Justin
McCarthy, bunun sebebinin Ermenilerin bir Ermenistan devleti sınırları içine
dahil etmek istedikleri Vilâyat-ı Sitte'de nüfuslarının %19 (Ermeni
kaynaklarına göre %39) gibi küçük bir oranda olması ve bu nüfusun oranını
arttırmanın yolunun bölgedeki Müslüman sayısını azaltmaktan geçmesi olduğunu
söylemekteydi.
1905 ve 1906 yıllarında Müslümanlar ile
Ermeniler arasında kanlı olayların yaşandığını belirtmektedir. 1914 yılında
ise, Ermeni birliklerinin Türklere karşı faaliyetlerini başlattıklarını
söylemektedir. 1915 yılında Van'ın Ermeni valisi olan Aram'a Rus
bir komutan bölgedeki Kürtlerin öldürülmesini emreden bir emir
gönderildi; fakat Aram emrin uygulanmayacağını belirtiyordu..
“ERMENİLERİN
KATLETTİĞİ ŞEHİT TÜRKLER ANITI”
Osmanlı
arşivleri 1910-1922 yılları arasında 523,000 Türkün Ermeniler tarafından
öldürüldüğünü belirtmektedir. Hüdavendigar Onur'a göre, 1914-1918 yılları
arasındaki olaylarda, Ermeniler sebebiyle sayısı 2.5 ile 3 milyon arasında
değişen Müslüman nüfus hayatını kaybetmiştir. Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan
Rusya'nın Paris büyükelçiliğine gönderilen 14 Mayıs 1915 tarihli bir
yazıda, Van İsyanı sırasında bölgede yaklaşık 6000
Müslümanın öldürüldüğü belirtilmektedir. Rus bir general, Ermeniler tarafından
Müslümanlara karşı tecavüzlerin de gerçekleştirildiğini söylemiştir. 19 Ağustos
1915'te dönemin Avusturya büyükelçisi "Ermeniler tarafından Türklere karşı
yapılan büyük ölçekte katliamlar"dan bahsetti; ama hem Türkler hem de
Ermenilerin katliam yaptığını ve olayların kimin tarafından başlatılığının belli
olmadığını belirtti.
1916 yılında
bölgeye işgal etmekte olan Rus orduları, 16 Şubat günü Erzurum ve 11 Temmuz günü Erzincan'ı ele geçirdi. Türkler ise Erzincan'ı 13 Şubat 1918,] Erzurum'u 12 Mart 1918 tarihinde geri aldı
Rus Yarbay
Tverdohlebof, 1917 yılı ilkbaharında Ermenilerin halkın elindeki silahları
toplamak amacıyla halka zulmettiğini ve işkence yaptığını belirtmiştir. Daha
sonra, Rus ordusu çekildikçe katliamlar artmaya başladı 1918'de Erzincan'da Ermeniler 800 Türk sivili öldürdü Ermeniler Erzurum'a çekilirken yoldaki Türk köylerindeki halkı
öldürdüler Ilıca'da Ermenilerden kaçamayan Türkler
öldürüldü. Tepeköy'ün tüm Müslümanları 17 Şubat 1918
tarihinde öldürüldü. Tepeköy'de öldürülen Türklerin cesetleri 2010'da Atatürk Üniversitesi'nin yaptığı kazılarda bulundu ve
sayıları 150 olarak tespit edildi. 26 Şubat 1918 günü Tekederesi'nden
çekilen Ermeniler yolları üzerine çıkan Müslümanları öldürdü, önlerine çıkan
köylerdeki halkın hayvanlarını çaldı. 27 Şubat 1918 günü Ermeniler Erzurum'un Alaca köyünde Türkleri öldürdü. Erzurum'da Türk çarşıları
Ermeniler tarafından yakılmaya başlandı. 26-27 Şubat 1918 gecesi Ermeniler
Erzurum'da 3000 ila 8000 Müslümanı öldürdü Rus Yarbay Tverdohlebof, Şubat 1918
sonlarında Erzurum'a yakın köylerdeki Türklerin "ortadan
kaybolduklarını" bildirmektedir Aralık 1918'de Uluhanlı, Kamerli ve Dereleyez halkı
Ermenilerin zulmüne uğradı.[112][113][114] Mayıs 1918'de bölgeyi ele geçiren Osmanlı ordusu
Ermenilerin 250 Müslüman köyünü yaktıklarını bildirdi.
1919 yılının
temmuz ayında, İngiliz Yarbay Albert Rawlinson, İstanbul'daki İngiliz Genel Karargahı'na gönderdiği telgrafta,
Ermenilerin Oltu'dan Bayezid hududuna kadar katliam yaptıklarını
belirtmiştir. 16 Temmuz 1919 tarihli bir Osmanlı belgesi, Ermenilerin Şarur ve Nahçıvan bölgesinde Müslümanlara saldırıp öldürdüklerini, Şarur
halkını Aras nehrine döktüklerini ve kırk beş köye saldırdıklarını
bildirmektedir. Bu katliamlara karşılık 11. Kafkas Tümeni bölgeye sevk edilip
600 kişiden oluşan Ermeni çeteleri Osmanlılar tarafından mağlup edilmiştir.
Ermeni Yarbay Melik Şahnazarov'un bir Ermeni tümeninde raporunda, 30 kadar Türk
köyünü ele geçirip sakinlerini öldürdüğünü ve köyleri yağmaladığını, 29 diğer
Türk köyüne de saldırmak için izin istediğini belirtmektedir. 1920 yılında, bir
Ermeni subayı, yazdığı raporda Basar-Geçar'daki Türk nüfusunu ayırt etmeden
öldürdüğünü bildirmektedir. 1920 yılının içerisinde, Kars'taki
köylerde Türk ve Kürt nüfusu öldürülmüş, köyler yağmalanmıştır 4 Aralık 1920
tarihli bir Osmanlı belgesi, Ermenilerin Sarıkamış'a bağlı on üç köyde katliam yaptıklarını, bu kapsamda
1975 kişiyi öldürüp 276 hanenin tahrip edildiğini belirtmektedir. Ahmet Esat Uras, Ermenilerin "erkek, kadın ve çocuk ayrımı
yapmadan yaptıkları" katliamların Rus kayıtlarında yer aldığını
belirtmektedir. Amerika
Birleşik Devletleri'ndeki
Ermeni nüfusu da bu katliam faaliyetlerini desteklemekteydi.
Bu dönemde
Ermenilerin Türklere ait camileri ve diğer kamusal binalara zarar verdiğini
belirten pek çok rapor da vardır.
Daha sonra,
1920 yılında imzalanan Gümrü Antlaşması ile Müslümanlara can ve mal
güvenceleri verilmiştir.
Mart
Olayları sonrası Bakü'nün Müslüman mahallesinden bir
30 Mart-3
Nisan 1918 tarihleri arasında yaşanan Mart Olayları veya Mart Katliamı'nda 3000 ila 12,000 Azeri ve diğer
Müslüman etnik gruplara mensup kişi öldürüldü. Olaylarda Azerilerin evleri
yakıldı, sokaklarda Azeri olduğu düşünülenler öldürüldü.
Mart 1920'de
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Ermenilerin kontrolü altındaki bölgelerde 300 kadar
Müslüman köyünün yakılıp sakinlerinin öldürüldüğünü tahmin edip olayları kınadı
1. DÜNYA SAVAŞI İNGİLİZ KATLİAMLARI “
Thayet Myo
Türk Şehitliği halen O günleri anlatmaktadır. bunlarıd
“TÜRK KURTULUŞ
SAVAŞI”
İzmir'de Yunan birlikleri ve Yunan birliklerinin
geri çekilirken yaktığı bir Türk köylerinde sıhhiyeciler ölüleri ve yaralıları
günlerce taşıdı. (Ağustos 1922). 14/15 Mayıs 1919 günü İzmir'in işgal
edilmesinden sonra Yunan birlikleri şehrin Türk nüfusunun bir kısmını katletti.
Bu katliam sırasında Rum çeteleri sokaklarda geziyorlardı. İtilaf
Devletleri'nin kaynaklarına göre 15 Mayıs 1919 günü 300 ila 400 Türk öldürüldü
Yunan ordusu Anadolu içlerine doğru ilerledikçe bölgede yaşayan Türkler
katliamlar, tecavüzler ve yıkımla karşı karşıya kaldı Bir Britanyalı askeri
yetkili olan Harold Armstrong Yunan ordusunun İzmir'den Anadolu içlerine doğru
ilerlerken sivilleri katlederek, yakarak, yağmalayarak ve tecavüz ederek
gittiğini bildirdi. Britanyalı tarihçi Arnold J. Toynbee, 15 Mayıs 1919 günü
İzmir'in Yunanlar tarafından işgalinden sonra organize bir şekilde
"vahşet"lerin yürütüldüğünü yazdı. Toynbee, Yunanların İzmit, Yalova ve Gemlik
bölgelerinde yürüttüğü zulme tanıklık ettiğini ve söz konusun bölgelerde
evlerin yağmalandığını ve yakıldığını belirtti. M Marjorie Housepian, Yunan
işgali altındaki İzmir'de 4.000- 4.500 Müslümanın öldürüldüğünü yazmıştır.
Batı
Anadolu'da yakılan kasabalar
Manisa'dan verilen haberlere göre Yunan ordusu sivilleri
vurmuş ve öldürmüştür Çatalca ve Hadımköy'de Yunan birlikleri Müslümanlara zulmetmiştir 16-17
Haziran 1919'da Menemen'de Yunan askerleri bir katliam yapmış, katliamda Avrupa
kaynaklarna göre en az 200 Türk ölmüş ve 200'den fazlası yaralanmıştır, bazı
Türk kaynakları ise ölü sayısının 1000 civarında olduğunu tahmin etmiştir.
İtilaf Devletleri'nden Komutan Hadkinson, Turgutlu, İzmir ve Nazilli'de Yunanların Türklere zulmettiğini belirtmiştir
Tetkik
Heyeti Raporu'na göre Mondros Ateşkes
Antlaşması'ndan sonra Ayvalık çevresinde Rum çeteleri pek çok Türkü öldürdü ve
soydu. Ayvalık'ın işgalinin ilk birkaç gününde Yunan ordusu bazı askerleri ve
çetecileri iki köyü yakmaktan mahkûm etti.
Osmanlı
kaynakları, Yunanların Akhisar ve Gördes'te Türkleri öldürüp kasabaları yaktıklarını
bildirmiştir. Henry Ford, İzmir'den Konya'ya kadar olan bölgede Yunan
askerlerinin Türk kadınlarına çok sık bir şekilde tecavüz ettiğini
belirtmektedir Eskişehir ve Afyonkarahisar'da Yunan askerleri Türk halka şiddet uygulamıştır.
Johannes Kolmodin, Yunan birliklerin çekilirken 250 köyü yaktıklarını ve 1922 İzmir Yangını'na yol açtıklarını belirtmektedir.
Kolmodin, bazı yerlerde köylülerin camilere doldurulup yakıldığını
bildirmektedir. 14 Şubat 1922 günü o dönem İzmir'e bağlı olan Karatepe ile yakınlardaki iki köyün halkını
köylerdeki camilere doldurdu, daha sonra petrol kullanarak camileri yaktı ve
kadın, çocuk ve erkeklerden oluşan sivilleri öldürdü. Yunan ordusu Batı Anadolu'dan geri çekilirken yakıp yıkma taktiği uyguladı. Orta Doğu tarihçisi Nettleton Fisher konu hakkında, "Geri
çekilen Yunan ordusu bir yakıp yıkma politikası benimsedi ve önüne gelen bütün
savunmasız Türklere karşı vahşilikler uyguladı." yazdı İskoçyalı tarihçi Kinross Yunan geri çekilişini, " Zaten onun (Yunan
ordusu) önünde bulunan çoğu kasaba harap içindeydi. Tarihi kutsal şehir Manisa'da 18 bin
binadan sadece 500'ü ayakta kalabilmişti." sözleriyle tasvir etmiştir.
1929'da
George Seldes, Yunanların Anadolu'da Türklere yaptığı katliamların Türklerin
Yunanlara yaptığından çok daha büyük olduğunu belirtmiştir
Güneydoğu Anadolu bölgesinde Ermeni - Fransız işbirlikçileri Türklere yönelik öldürme, yaralama,
gasp vb. olaylarında bulunmuştur. Ege Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi'nde de Yunan işgalini
destekleyenler, öldürme, yaralama, tecavüz, gasp vb. gerçekleştirmiş ve yer yer
katliamlar görülmüştür. Rum çeteleri, İstanbul'da da bazı zorlamalarda bulunmuştur. İtalyanların ise
zorlamalarda vb. bulunduğuna dair güvenilir kaynak bulunamamıştır. Türklere yapılan zorlamalar bazen sistematik bir şekilde devam
etmiştir
Kurtuluş Savaşı'nın son aşamasında, bilirkişilerin
oluşturduğu Tetkik Heyeti, Aydın ve çevresinde incelemelerde bulunmuş ve rapor
vermiştir. Bu rapor, "Tetkik Heyeti Raporu" olarak
bilinmektedir.
|
“
|
Alevler içinde kalan mahalleden kaçmaya çalışan
kadın erkek, çocuk, Türklerin büyük bir kısmı mahalleyi şehrin kuzey kısmına
bağlayan bütün yolları tutan Yunan askerleri tarafından sebepsiz olarak karınları
deşilerek hamile, yaşlı genç öldürülmüşlerdir.
|
„
|
|
“
|
Aydın Vilayeti’nin Yunan kuvvetleri tarafından
işgali, mahsul ve mülk bakımından büyük maddi hasarlar yaratmıştır.
|
„
|
Dumlupınar
Meydan Muharebesi neticesinde
gerilemekte olan Yunan ordusu, 29 Ağustos'u 30'a bağlayan gece birçok cinayet
işlenmiştir ve yağmalama olayı had safhaya çıkmıştır.[158] Mali olarak büyük zarara uğrayan Aydın'ın incir, pancar ve fasulye stokları yağmalanmıştır. Çıkan neticede, yaklaşık 1.2
milyon sterlinlik zarara uğramıştır.[158] Rum çeteleri, Ege Bölgesi'ndeki halktan yüzlerce
sığır da çalmıştır. Yunan ordusu geri çekilirken Türklerin kullanabileceği hiçbir şey bırakmamak için özen
göstermiştir. Demiryollarını ve köprüleri havaya uçurmuştur ve birçok köyü yakmıştır.
Geri çekilirken Türk sivil halkına karşı yaptığı
tecavüzler, kundaklamalar ve yağmacılık sonucunda bir milyon 300 bin üzerinde
sivil Türk evsiz ve barksız kalmıştır.
Tepkiler, akademik araştırmalar ve anma
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nın Balkanlara gönderdiği encümen
Müslüman -
Türk katliamları (veya belli dönemleri) hakkında Türkiye'de yazılmış olan
makaleler ve kitaplar bulunmaktadır. Bunların içinde, arşiv belgelerini
kullanarak katliamları aktaranlar vardır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık
Devlet Arşivleri, "Ermeni Meselesi" adlı bir arşiv belgesi
koleksiyonu yayımlamıştır, bunların içinde katliamlarla ilgili olan belgeler de
vardır. İşgal kuvvetleri de bazı belgelerde katliamlara yer vermiştir Bunlar
dışında, Justin McCarthy Ölüm ve Sürgün (orijinal
adıyla Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821-1922)
kitabında katliamları konu almıştır. Katliamlar, bunun dışında bazı Türk
olmayan kaynaklar tarafından işlenmektedir. Ermeni
Devrimci Federasyonu'nun
başkanlığını yapmış olan Ovanes Kaçaznuni Taşnak Partisi'nin Yapacağı Bir
Şey Yok adlı raporunda, Rus general L.H. Bolhovitinov ise 11 Aralık 1915
Tarihli Resmi Ermeni Raporu'nda olaylardan bahsetmektedir. Türk Kurtuluş
Savaşı'nın sonlarında Aydın ve çevresinde inceleme yapan bilirkişilerden oluşan
bir heyetin yazdığı Tetkik Heyeti Raporu, katliamlar ve mezalime ilişkin
bilgiler içermektedir. Yine Türk Kurtuluş Savaşı dönemindeki olaylar Osmanlı
belgelerinde yer bulmuş ve bu olaylar İtilâf Devletleri'nin temsilcilerine
Osmanlılar tarafından bildirilmeye çalışılmıştır. Bazı Türk ve Osmanlı
kaynakları katliamları "soykırım" olarak tanımlamaktadır. William St.
Clair de, Mora Yarımadası'nda Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanması sırasında
gerçekleşen katliamlardan "soykırım" olarak bahseder. Fakat
Vatikan’ın alçak baş papazı bunu bile bile Ermeni köpekliği yaparak inkar
etmektedir.
Mark Levene,
1870'li yıllarda Victoria dönemi kamuoyunun, Hıristiyanlara yönelik katliam ve sürgünlerine daha çok dikkat edip Müslümanlara yönelik katliam ve sürgünlerine, eğer daha büyük
ölçüde olsa bile fazla dikkat etmediğini ve hatta bazı çevrelerce tutulduğunu
ileri sürmektedir. Levene, egemen güçlerin Berlin Kongresi'nde ulus-devletçilik desteklemekle Balkanlardaki ulus
oluşturmanın birincil aracı olarak etnik temizliğini meşrulaştırdığını savunmaktadır.
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı, 1912 ve 1914 yılı raporlarında Balkanlar'daki
katliamlardan ayrıntılı olarak bahsetmiştir. Mark Mazower, Sırpların yaptığı
katliamların "soykırım değil de intikam amacıyla" yapıldığını
söylemiştir. Norveçli bir askeri yetkili olan Henrik
August Angel ise Sırpların batı dünyasında "şeytan" olarak
tanıtılmasının "utanç verici bir adaletsizlik" olduğunu savunmuştur. Dimitrije Tucović, katliamlar üzerine şu şekilde yorum yapmıştır:
HAİN BİR SIRP
ANLATIYOR
BİZ SIRPLAR ;tüm bir ulusu kasıtlı bir şekilde öldürmeye
çalıştık. O suç sırasında suçüstü yakalandık ve engellendik. Şimdi cezamızı
çekmek zorundayız... Balkan Savaşları'nda Sırbistan topraklarının yanı sıra dış
düşmanlarını da iki katına çıkardı. Demektedir.
Osmanlı
döneminde büyük Müslüman kentlerinde katliamlara karşı kalabalık gösteriler
düzenlenmekteydi. Dönemin Osmanlı halkı Yunanların Anadolu'yu işgal ederken
yaptığı katliamları Müslüman nüfusunu yok etmeye yönelik bir girişim olarak
görüyordu. İzmir'deki Osmanlıların Haklarının Korunması Komisyonu, 1919'da
katliamları "bölgedeki büyük Müslüman çoğunluğu ani bir şekilde yok etmeye
yönelik bir Yunan girişimi" olarak niteliyor suçluluktan sıyrılmaya
çalışıyordu..
KATLİAMLARI
BATI MEDYASI VERDİKÇE DÜNYA SEVİNİYORDU!.
Türkiye, Ermeni Kırımı'nın bir soykırım olmadığına ilişkin
bir tez olarak Müslüman - Türk katliamlarını öne sürmektedir. Dost gibi görünen
sinsi düşman fırıldak Barack Obama'nın Ermeni Kırımı'na ilişkin 24
Nisan 2011 tarihli konuşmasının ardından Amerika Türk Birliği Obama'nın
Türklerin maruz kaldığı katliamlar ve etnik temizliği yoksaydığını söylüyordu.
Türkiye’den buna ses çıkaran adam gibi adsam hiç olmadı.
Iğdır'daki Ermeniler Tarafından Katledilen Şehit Türkler Anıt ve
Müzesi'ni ayda
yaklaşık dört bin kişi ziyaret etmektedir. Anıt 43.5 metre yüksekliğinde olup
içerisinde olaylarla ilgili kaynaklar bulunmaktadır. Bu kaynakları çok iyi
ararştıranlar gerçeklere bizzat şahit olacaklardır. Burda anlatmaya çalıştığım
bütün konular arşiv gerçeklerine dayanmaktadır. Bu anlatımda hayal gücü,
yakıştırma vs, gibi hakikat olmayan hiç bir konu ve cümle yoktur. Anlatılanlar
tarihin utanç yüzünün ta kendisidir. Tehcir Kanunu (resmî adıyla Sevk ve
İskân Kanunu )27 Mayıs 1915’de savaş halinde devlet yönetimine karşı gelenler
için askeri birliklerce tedbir almak için çıkarılan kanun. Ermenilere
uygulanmıştır.
“Tehcir Kanunu” olarak
bilinen; fakat geçici kanun mahiyetinde olan ve asıl adı “Savaş zamanında
hükümet uygulamalarına karşı gelenler için asker tarafından uygulanacak
önlemler hakkında geçici kanun” 27 Mayıs 1915 tarihinde kabul edilmiştir.
Kanun, 1 Haziran 1915 günü dönemin Resmi Gazetesi Takvim-i Vekayi’de
yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu geçici kanunun
birinci maddesi; ordu, kolordu ve fırka komutanlarına, savaş sırasında
Hükümetin emirlerine, ülkenin savunulmasına ve huzurun korunmasına karşı
çıkanlara, silâhlı saldırı veya direnişte bulunanlara karşı derhal askeri önlem
alma, tecavüz ve direniş sırasında isyancıları yok etme yetkisi vermektedir.
İkinci madde ise aynı komutanlara, casusluk ve vatana ihanet ettikleri
anlaşılan köy ve kasaba halkını, tek tek veya toplu halde başka yerlere sevk ve
iskân ettirme yetkisi vermektedir. 10 Haziran’da çıkarılan bir kararname ile,
nakledilen kişilerin mallarının nasıl tasarruf edileceği açıklandı. Bir başkan
ile, biri idari diğeri de maliyeci olmak üzere iki üyeden oluşan Terkedilmiş
Mallar Komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonların amacı boşaltılan köy ve
kasabalardaki Ermenilere ait malları tespit ederek, ayrıntılı defterlerini
tutmaktır. Bu defterlerden biri bölgesel kiliselerde korunacak, biri bölge
yönetimine verilecek, biri de komisyonda kalacaktır. Bozulabilir eşya ile
hayvanlar açık arttırma ile satılarak parası korunacaktır. Komisyon gönderilmeyen
yerlerde, bildiri hükümlerini bölgelerdeki görevliler yerine getirecektir. Bu
malların Ermeniler dönünceye kadar korunmasından hem komisyon, hem de bölge
yöneticileri sorumlu olacaklardı. Ve öylede oldu. Mallarına asla zarar
verilmedi.
TEHCİR’
KANUNUNA TABİ OLANLAR1...
Yer değiştirme kararı bütün
Ermenilere uygulanmadı. Bu arada şunuda
belirteyim, Hıristiyan mezhepleri, üç ana kola ayrılmaktadır. Bunlar; Katoliklik, Ortodoksluk, Protestanlık olarak bilinirler. Kiliselerin farklılıkları tarihi, imani ve amelidir. Ekklesia,
topluluk demektir. Klerkler, yani ruhbanlar veya din adamlarına ilkin presbyteri
denildi, sonra episcopi. Kendilerini adayanlar anlamında diyakos rahipler
ortaya çıktı. Kilise başkanına episkopos, piskopos denir.“VATİKAN’DAKİ
PAPA” bütün piskoposların reisidir. Roma'nın
idam biçimi olan ve İsa'nın insanlık
adına kendini kurban ettiğine inanıldığı haç, kurtuluş simgesidir.
Hıristiyanlıkta ilk ayrılmalar monofizit-diofizit tartışmasındandır. İsa
tek mi çift mi doğalıydı? İsa tanrıdır diyenler, İsa hem tanrı hem insandır
diyenler. İlk ayrılan Nesturiliktir. Bana göre
kuyruk acılarının asırlık acısından Türk milleti suçlanmaktadır. Onların
inanışında Teslis, üçleme demektir. Bir
üç, üç birdir, üçün her biri uknumdur. (hipostaz-dayantı) Yani, Baba-Oğul-Kutsal Ruh. Bir
cevherde üç kişilik. Olarak bilinir. VE... VATİKAN ‘IN HAZMEDEMEDİĞİ’DE BUDUR.
Katolik ve Protestan
mezhebinde bulunan Ermenilerin yanı sıra, Osmanlı ordusunda subay ve sıhhiye
sınıflarında hizmet gören Ermeniler ile Osmanlı Bankası şubelerinde ve bazı
konsolosluklarda çalışan Ermeniler devlete sadık kaldıkları sürece göçe tabi
tutulmadılar. Osmanlının bu olaydaki yaptırımı toplu Ermeni isyanlarını
önlemekti. Öte yandan, hasta, özürlü, sakat ve yaşlılar ile yetim çocuklar ve
dul kadınlar da sevke tabi tutulmadı. Yetimhaneler ve köylerde koruma altına
alınarak ihtiyaçları devletçe, Göçmen Ödeneği’nden karşılandı. Yer değiştirme
uygulamasına tabi tutulan nüfus içerisinde yer alan Halep’teki 26.064 Ermeni
nüfusa dokunulmadı ve göç ettirilenler içerisine dahil edilmedi.
SORUYORUM?
Sen bir din adamısın sayın; PAPA gerçekleri
bilmeden dünya kamuoyunu Türk’e düşman etmekle NE KAZANDIN? Türk’e
zaten dünya var olduğundan beri herkes düşman. Biz asırlardır
düşmanlarımızla yaşamayı iyi sizler gibi soysuzlar sayesinde iyi öğrendik. Ama
sizler çok korkaksınız.
UYGULAMA-
EMİR ve PLANLAR:
Erzurum, Van ve Bitlis
vilayetlerinde bulunan Ermenilerin, Musul’un güney kısmı, Zor ve Urfa
sancağına; Adana, Halep, Maraş civarında bulunan Ermeniler ise Suriye’nin doğu
kısmı ile Halep’in doğu ve güneydoğusuna nakledildi. Ve çok rahat hayat
yaşadılar. Asla zulüm görmediler. Hastalıktan ölenlere soykırım yalanı uydurup dünya kamu oyunu
kendilerine acındırma oyunları oynamaktadırlar. Bu sahtekarlığada “PAPA
ÇIĞIRTKANLIK YAPMAKTADIR.
BU YAZIYA; PAPA TARAFINDAN MİLLETİM ADINA CEVAP BEKLİYORUM “
Burda
anlatılanlar SOYKIRIM YALANI’NI ORTAYA ÇIKARMAKTA ve SİNSİ BİR İHANETİ ORTAYA
KOYMAKTADIR. TÜRK ALEMİNİN BUNLARI EZBERLEMESİ ve ASLA UNUTMAMASI GEREKİR...
FAKAT; “TÜRKİYE YÜREKLİ
DÜRÜST YÖNETİM ve YÖNETİCİLERE MUHTAÇ HALDEDİR”
Milli ve Manevi duygularımı paylaşan asil ve aziz Türk milletine Selam ve Dualarımla
16-Mayıs-2015 ALANYA